26 Mart 2012 - 06:34

“Kudüs’e Küresel Yürüyüş Asya Kafilesi’’ İran üzerinden Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra Iğdır, Erzurum ve Ankara’dan sonra İstanbul’a geldi. İstanbul’da MAZLUM-DER ve TAY-Der ( Toplumsal Araştırma ve Yardımlaşma Derneği) tarafından Türkiye ayağı organize edilen Kafile Hasan Doğan Spor Kompleksi’nde Basın açıklaması düzenledi.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Kafile’ye coşkulu kalabalığın sloganları eşlik etti. Kahrolsun İsrail, Kahrolsun Amerika, Kahrolsun ABD-Nato ve İsrail İşbirliği, Müslüman Devletlere Karşı değil, Filistin’e doğru yürüyün, Gökten gelen ses, Kudüs Mukaddes, Dünya Tek nefes, Kahrolsun İsrail, Ümmetin En Büyük meselesi Filistin meselesidir, Filistin Arapların değil Ümmetin Meselesidir yazan pankartlar açıldı.

Program Ehl-i Beyt Alimlerinden ve Ehl-i Beyt Alimleri Derneği Yönetim Kurulu üyesi Ş. Mikayil Gürel tarafından okunan Kur'an tilavetiyle başladı.

Daha sonra Ehl-i Beyt Alimlerinden ve Ehl-i Beyt Alimleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Kanaatlı EHLADER adına konuşmasını  yaptı.

Hasan Kanaatlı  Kudüs’e Küresel Yürüyüş Kafilesi’nin basın açıklamasında şunları söyledi:

                 EHLİBEYT ÂLİMLERİ DERNEĞİ ‘NDEN BASIN AÇIKLAMASI

                                            BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

                   
      Sözlerime “Kudüs’e Yürüyüş Kafilesi” ni organize eden 64 ülkeden 700’ün üzerindeki kurum ve kuruluşlara, bu kafilede yer alan çok fedakâr ve değerli hanımefendi ve beyefendi kardeşlerime ve onlara destek olmak için buraya toplanan siz değerli Müslüman kardeşlerime saygı ve sevgilerimi arz ederek başlamak istiyorum.

   İtiraf etmeliyim ki, bu kafilede yer alan siz azizler, Nuh’un Gemisi misali Siyonizm’in köpüren azgın dalgaları arasında yola koyuldunuz. İbrahim misali zalim emperyalistlerin kızgın ateşine atılmayı göze aldınız. Musa misali zalim ile mücadele azim ve inancınızdan kaynaklanan baş eğmez cesaret asanızla, denizlere dönüşen zulmü yardınız ve o zulüm deryasının ortasından, zamanın zalim Firavunu Siyonist İsrail’in elinden dünyanın gözü önünde inim inim inleyen, öksüz ve sahipsiz ümmet evlatlarından bir bölümünü selamet sahiline ulaştırmak için rehberliğe soyundunuz. İsa misali diri olduğunu düşündüğü kimi zavallı Müslümanların ölü gönüllerine hayat üflediniz. Hz. Muhammed (s.a.a) misali “ümmetiz, ümmetiz! Dediniz ve ümmet olduklarından bihaber olan vurdumduymazlara ümmet olduklarını hatırlattınız ve yeniden gönül ve gayretimizi coşturdunuz. Bundan dolayı sizleri nefsim, derneğim ve ülkem adına takdir ediyor ve içten gelen saygı ve sevgilerimi sunuyorum.


    Değerli basın mensupları

   Sizin aracılığınız ile tüm Müslümanlara çok önemli gördüğüm şu hususu hatırlatmak isterim; Tüm Müslümanlar çok iyi bilmeliler ki, Filistin toprakları, yalnızca Filistin’de yaşayan Müslüman Arapların toprağı değildir. Filistin toprağı, onlarla birlikte tüm Müslümanların da toprağıdır. Zira tüm Müslümanların ilk kıblesi olan “Mescidü’l- Aksa” Filistin’dedir. Tüm Müslümanların Peygamberi’nin miraca çıktığı makam Filistin’dedir. Birçok ilahi elçilerin makam ve mekânları Filistin’dedir. Bundan dolayı Filistin toprağı bir boyutuyla orada yaşayan Filistinli Müslüman Araplara aitken diğer bir boyutuyla da tüm Müslümanların ve İslam’ın toprağıdır. Yani her toprak parçasının üzerinde yaşayan milletlerin bir dini olduğu muhakkaktır. Bir de dinlerin toprakları vardır.

Dinlerin toprakları, o din tarafından mukaddes kabul edilen argümanları üzerinde taşıyan alanlardır. Her dini sembolize eden toprak, o dinin toprağıdır. Hz.Muhammed’in(s.a.a) miraca yükseldiği makam ve Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidü’l-Aksa, İslam dinini ve onun elçisini sembolize ettiği için İslam’ın yani dinin toprağı olmuştur. Bundan dolayı o topraklara sahiplenmek ve uğrunda bedel ödemek, her Müslümanın inancının gereğidir ve uzun yıllardan beri tüm Müslümanların Filistin topraklarına bu denli ilgi duymasının asıl nedeni de işte bundandır.


   Değerli arkadaşlarım


Biz inanıyoruz ki, Filistin toprağı, miracın, yükselişin, bereketin, rahmetin, vahyin, maddi manevi mutlak hâkimiyetin ve enbiyaullahın toprağıdır. Bu topraklara hâkim olmak, saymış olduğum nimet ve meziyetlerin tümüne hâkim olmak demektir.

   Tarihi seyri içerisinde Hıristiyanların, Yahudilerin ve Müslümanların Filistin toprakları üzerinden o kadar amansız savaş yapmaları ve hararetli mücadelelere girmeleri, bundan olsa gerek.

   Hepimiz çok iyi bilmekteyiz ki, dünyanın en büyük sermayesi Yahudilerin elinde bulunmaktadır. Yahudiler bu güçleriyle istedikleri takdirde Kanada ve Afrika gibi dünyanın boş ve verimli arazilerinden çok geniş topraklar alabilir ve oraları maddi güçleriyle cennete çevirip rahatça bir hayat sürdürebilirlerdi. Bu güçlerine rağmen onların gelipte bir avuç Filistin topraklarına sıkışıp ve her gün ölüm korkusuyla yaşamalarının büyük bir hikmeti olsa gerek. Hikmeti; o toprakları ellerinde tutmayı başarabildikleri takdirde, oradan dünyanın ve özellikle de İslam âleminin tepesine binmek ve tüm dünyayı hükümranlıkları altına almaktır. Zira tarihi okuyanlar çok iyi bilmekteler ki, bütün nebiler. Sultanlar, veliler ve basiret sahibi her kes bilinen tarih süreci içerisinde o topraklara fevkalade ilgi göstermiş ve uğrunda ağır bedeller ödemiştir. O topraklara hâkimiyet kuranlar, tüm insanlık âlemine hükümran olmuşlardır. Adeta insanlığın komutunu eline geçirmişlerdir. Bu durumların tümü tarihin kayıtları altındadır.

   Değilmidirki, Müslümanların yüce elçisi Filistin’den miraca çıkmış, yükselişe geçmiş, gaybi âlemin sırlarına, Sidretü’l-Münteha’ya oradan geçiş yapmış ve edna olan dünyadan ala-i illiyyin’e oradan yol bulmuş, o halde onun ümmetinin de yüceliklere varması, yükselişe geçmesi ve mükemmellikleri yakalaması da ancak Filistin’de hâkimiyeti eline geçirmesiyle mümkün olacaktır. Bundan dolayı Muhammed ümmeti biran evvel vahdet gücünü ve velayet rehberliğini aynen makasın ağzı gibi bir araya getirmeli ve zalim siyonizmin kökünü o topraklardan kesip atmalıdır. Bu düşüncenin gerçekleşmesi ve işkal altındaki Filistin’in biran evvel özgürlüğüne kavuşması duygu ve temennisiyle sözlerimi bitiriyor hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Daha sonra MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Şube Bakanı Cüneyt Sarıyaşar konuşmasını yaptı.

MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Şube Bakanı Cüneyt Sarıyaşar konuşmasının ardından ‘’Kudüs’e Küresel Yürüyüş Asya Kafilesi’’ basın açıklasında bulundu.

Kafilenin basın açıklamasından sonra konuşma yapan Tayder Onursal Başkanı Y.Ziya T.Yılmaz’ın Hasan Doğan Spor Kompleksi’nde Kudüs’e Küresel Yürüyüş Kafilesi’nin basın açıklamasında şunları söyledi:

Tayder Onursal Başkanı Y.Ziya T.Yılmaz’ın Hasan Doğan Spor Kompleksi’nde Kudüs’e Küresel Yürüyüş Kafilesi’nin basın açıklamasındaki konuşması

Bismillah

Adalet ve barışın temsilcileri hoş geldiniz. Dünya mustazaflarının uyanık vicdanları. Türkiye’ye hoş geldiniz.

Kudüs meselesi niçin önemlidir?

1-Hakla- batılın karşılaştığı mekandır. Fukuyama diyor ki medeniyetler çatışması olacak. Bizde diyoruz ki bu hakla batılın savaşı çünkü bir taraf zalimdir buda İsrail’dir.

2- Müstekbir güçleri, dünya sömürge devlerini bir yılına benzetirsek

İsrail bu yılanın başıdır.

3-Kudüs bir insanlık meselesidir. Sadece Filistinlilerin Arapların ve Müslümanların değil bütün bir insanlığın meselesidir. Budist, Hindu, Hristiyan ve Müslümanların oluşturduğu bu topluluk bunun açık bir delilidir.

4-Filistin’de büyük bir dram, korkunç bir trajedi yaşanmaktadır. Bu zulmün ortadan kaldırılması uluslar arası siyonizmin kontrolündeki güçlerin “ABD,NATO ve … “yenilgiye uğratılmasıyla mümkündür.

Bu hedefe varmak için dünya halklarının önce bilgilenmeleri, dayanışma içine girmeleriyle mümkündür.

İşte bu Kudüs’e Küresel Yürüyüş Kafilesi bu özlenen barış adalet ortamının hazırlanması için bir hazırlık ve alıştırmadır.

Her kim dünya üzerinde adalet ve barışın hakim olmasını istiyorsa, onlara çağrımız “Bismillah” deyip harekete geçmelidir.

5-Filistin kimsenin tekelinde değildir. Filistin meselesi başka meselelere benzemez ve bölgedeki başka değişimler geçici olsa da Filistin meselesi daimidir.

Diyorlar ki başka ülkelerde de zulüm baskı ve cinayetler vardır. Onlara karşı neden tepki göstermiyorsunuz? Bizde diyoruz ki Siyonist rejimin varlığı devam ettiği sürece bölge ülkeleri de huzur ve barış yüzü görmeyecektir. Bunun için Filistin işgalinin ikinci plana atılması bir hıyanettir yanılgıdır. Düşmanların değirmenine su taşımaktadırlar.

Daha sonra İsra Kültür Merkezi Yöneticisi ve Kudüs TV Genel Müdürü Araştırmacı yazar Nureddin Şirin konuşmasını yaptı

Asya’nın 12 farklı ülkesinden 250 kişilik konvoyu, Filipinlerden başlayarak Kudüs’te tamamlamayı planladıkları yürüyüşlerinin İstanbul ayağını tamamlayıp Konya’ya doğru yola çıktı.

Mersin güzergâhı boyunca Konya şehrinde konaklama ve basın açıklaması yapacak olan kafileye Türkiye’den de aktivistlerin katılması bekleniyor.